Tarzıyla bambaşka bir şehir…Venedik
Tarzıyla bambaşka bir şehir…Venedik
Venedik, barbar işgalcilerden kaçmak amacıyla M.S. 811 yılında kurulmuş olan aslında bir sığınak şehirdir. Kuzey İtalya’nın doğusunda 118 adacıktan ve 400 köprüden oluşan bu muhteşem şehri gelin Mitra Sağlık olarak ilk sayımızda birlikte keşfedelim.
Venedik gerçekten büyüleyici bir şehir… Şehre daha ilk adımınızı attığınızda bütün taşımacılığın su yolları ve kanallarla yapıldığını an ve an görüp bu şehre daha ilk görüşte aşık olacaksınız. Daracık sokaklarında yürürken yerli halkının büyük çoğunluğunun İtalyan asıllılardan oluştuğunu farkedeceksiniz, her köşe başında bulabileceğiniz küçüçük dükkanlarda hazırlanan muhteşem dilim pizzalarını ya da özenle hazırlanmış küp sandöviçlerini yerken bir yandan da şehrin mimarisinde kaybolabilirsiniz. Eski bir söz olan; “Venedik’e gelen birisi bu daracık yollarda kaybolmamışsa Venedik’in tadını çıkaramamıştır demektir.”bu sözü de burada gezinirken unutmamak lazım. Zira bu daracık sokakların, evlerin ve köprülerin hepsi biribirine çok benzemektedir.
Turizm sezonu hiçbir zaman bitmeyen bu şehirdeki gezmek için gidilmesi gereken en ideal zaman Nisan-Haziran ve Eylül-Ekim aylarıdır. Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklık, kışın ise yağmurdan dolayı rahatça gezemeyebilirsiniz.
Venedik'in yegane havalimanı olan Marco Polo Havalimanı şehre 13 km uzaklıktadır. Gemi ile gelenler; Venedik Limanı’ndan, tren ile gelenler ise; Santa Lucia Tren İstasyonu’ndan şehre giriş yapabilirler.
Venedik aynen Mardin gibi heryeri sit alanı olarak çevrilen Dünya’daki iki şehirden biri olma özelliğine de sahipken ayrıca Dünya’nın en çok intihar edilen şehri olması da ayrı bir özelliğidir. Bunun sebebini ise şehri gördüğünüz ilk an anlıyorsunuz, o kadar huzurlu, o kadar farklı ve tekinsiz bir atmosferi var ki…
Venedik ayrıca Avrupa'nın en geniş araba girişinin yasak olduğu alana sahip olan bu şehir aynı zamanda aşk şehri olarakta bilinir. Venedik’te Aşk Tüneli gibi aşıkların gezebileceği birçok özel mekan söz konusudur.
Her yıl şubat ayında yapılan ve 10 gün süren meşhur Venedik Festival’i ise şehre bambaşka bir hava katmaktadır. Heryıl belirlenen farklı bir tema doğrultusunda özenle tasarlanan birbirinden ilginç maskeleri takan halk, şehir meydanlarında, sokaklarınla içkilerini içip, şarkılar söyleyerek festivallerini gönüllerince kutlamaktadırlar. Bu birbirinden özel maskelerin takılma sebebi ise eski zamanlarda var olan sosyal sınıf ayrımcılığının aşırılığına tepki göstermek ve aslında herkesin eşit olduğunu vurgulamaktır. Ayrıca bu maske sayesinde karnaval ruhunun temelinde yatan kurallara karşı koyma ve özgürlük düşüncesi de daha kolay anlaşılır.
Venedik’in gezilip görülmesi gereken mekanlarının başında San Marco Meydanı gelmektedir. Bütün Dünya’da özellikle güvercinleri ile bilinen bu meydan ünlü cafelere ve lüks mağazalara ev sahipliği yapan, üzeri kapalı, galerilerle çevrili, büyük bir mermer salon şeklindedir. Meydan, Büyük Kanal'a harikulade güzellikteki Piazzetta'dan açılmaktadır. Ayrıca üzerinde San Marco'nun Aslanı’nın ve San Teodoro'nun heykellerinin bulunan granit sütunlar, Constantinople (İstanbul)'dan getirilmiştir.
Fondaco dei Turchi (Palazzo dei turchi); 13. yüzyılın ilk yarısında Giacomo Palmier tarafından inşa edilmiş Venedik’in en eski saraylarından birisidir. Fontego dei Turchi, Canal Grande'nin sağ tarafinda San-Marcuola istasyonu'nun karşısında bulunmaktadir.
Canal Grande; yaklasik 4 km uzunluğundadır ve Venedik'teki en büyük kanaldır. Kanal S seklinde aktigi icin "volta die Canal" olarakta isimlendirilir. Kanal üzerinde bulunan dört köprüden en büyüğü ve en eskisi Rialto köprüsüdür. Bu köprü aslında cıvıl cıvıl bir alışveriş mekanıdır. Üzerinde birbirinden güzel cam eşyalar, maskeler, kuklalar, ayakkabı-çanta ve meyve sebzeden tutunda şekerleme ve çöreklere kadar satın alabilecek her şeyi bulabilirsiniz. Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde Rialto Köprüsü'nün üzerinden Grand Canal manzarası harika bir karedir.
Venedik anlatılmakla bitmeyen ve mutlaka yaşanması gereken bir şehirdir. Dünya’da bir eşi benzeri daha bulunmayan özelliklere sahip olan ve Türkiye’ye de çok yakın olan bu güzel şehri sadece okuyarak değil gözlerinizle ve tüm ruhunuzla da keşfetmeniz dileğiyle.
Bahar Gençel
 |
İLGİLİ KONULAR: |
dergi |
Okunma Sayısı: 588 |
|