MİTRA KADIN SAĞLIĞA HOŞGELDİNİZ

Cinsel İşlev Bozukluklarına Genel Bakış

26 Eylül 2017 OP.DR ALİ ATA ÖZDEMİR

Kişinin cinsel isteğini ve performansına yönelik tutumlarını etkileyebilecek etnik, kültürel, dinî ve sosyal yapısı göz önünde bulundurulmak kaydıyla, cinsel yanıt döngüsünü belirleyen sürecin bozulması ya da cinsel ilişkide ağrı ile karakterize durumların yaşanması “cinsel işlev bozuklukları” olarak adlandırılır. Cinsel işlev bozuklukları tekrarlayıcı bir biçimde cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması ya da hiç olmamasıdır.

Kişilere cinsel işlev bozukluğu tanısı konulabilmesi için eş ya da partnerin cinsel tatmin yaşayamaması ve bu tatminsizlik durumunun altı aydan fazla devam etmesi gerekir. Cinsel  bozukluklar çiftler arasındaki ilişkide geçimsizliğe ve anlaşmazlığa neden olur.

Çocukluk döneminden veya ilk cinsel deneyimin çok başarısız bir şekilde yaşanmasından kaynaklanan korku, sıkılganlık, suçluluk ve aşağılık duygusu gibi psikolojik nedenler ve iç yasaklar, insanlarda heyecanı ve cinsel arzuyu azaltır. Bunlar aynı zamanda orgazma yol açan cinsel refleksleri de sınırlar. Bazen karşı cinsle ilişkilerde yaşanan çatışmalar da isteksizlik veya uyarılma güçlüğü olarak cinsel yaşama yansıyabilir.

Cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasının nedenleri açısından çocukluk döneminde öğrenilen cinsellik algısı ve ilk cinsel deneyim çok önemlidir. Korku, sıkılganlık, suçluluk hissi, aşağılık duygusu, güvensizlik, yasak, suç ve günah gibi kavramlar cinselliği yaşamamıza ve ona bakışımızı değiştirecektir. Diğer bir deyişle, cinsel sorunların altında yatan nedenler ayıp, yasak ve günah inançları, korku, suçluluk duygusu, performans saplantısı, reddedilme korkusu ve aşağılık duygusudur.

Kişinin ruh ve beden sağlığı, cinsel yaşamını da etkiler. Fizyolojik ve psikolojik sağlık bir terazinin iki kefesi gibidir. Biri bozulursa diğeri de bozulur. İdeal olan durum ikisinin de dengede olmasıdır. Denge, evlilik hayatını da, cinsel ilişkiyi de sağlıklı ve mutlu kılar.