MİTRA KADIN SAĞLIĞA HOŞGELDİNİZ

HİPNOZLA CİNSEL TEDAVİ

Cinsel işlev bozuklukları, kişinin duygu, düşünce, algı ve bellek işlevlerinde değişikliklerin gerçekleştirilebildiği özel bir bilinç durumu olan hipnoz ile çok hızlı çözülebilmektedir. Ayrıca kişiler, cinsellikle ilgili bir suçluluk duygusundan kurtulmak ya da cinsel yaşamı daha renkli hâle getirmek için de hipnoterapiden faydalanabilir.

Hipnoz insanlık tarihi kadar eski ve güvenilir bir yöntemdir. Bu, bir şifa, huzur ve başarı aracıdır. Bilimsel bir yöntemdir ve bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Hipnoz sadece rahatlama ve gevşeme hâli değil aynı zamanda bilinçaltına ulaşma aracıdır. Hipnoz sayesinden kişinin bilinçaltına girilir ve cinsel işlev bozukluklarına yol açan yanlış bilgilere, yanlış inançlara, kişinin hayatını zorlaştıran alışkanlıklara ulaşılır ve bunlar değiştirilir. Hipnoz hem yüzeysel, hem de derin olumsuz düşünce süreçlerini etkileyen doğrudan ve dolaylı yöntemler sunmaktadır. Çünkü cinsellikte düşüncenin, imgenin ve sembollerin çok önemli bir yeri vardır. Cinsel işlev bozukluğuna yol açan ya da etken olan düşüncenin, sembollerin ve imgelerin değişmesi, terapinin en temel amaçlarındandır. Psikolojik kökenli cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hipnoz kullanımı çok yaygındır. Hipnoz cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde tek başına uygulanmaz. Terapi sürecinde kullanılan ve terapi sürecini kısaltan araçlardan biridir. Hipnozla en kolay çözüme ulaştırılan cinsel işlev bozuklukları vajinismus, sertleşme problemi ve erken boşalmadır. Çünkü vajinismusta, iktidarsızlıkta ve erken boşalmada kişi kendini bilinçaltı olarak savunmaya alır. Bilinçaltının bu yanlış inancı hipnozla kolayca değiştirilebilir.

Hipnoz ile Tedavi Edilen Cinsel Problemler:

  • Vajinismus
  • Erken boşalma
  • İktidarsızlık
  • Cinsel isteksizlik
  • Cinsel tiksinti bozukluğu
  • Ağrılı cinsel ilişki
  • Geç boşalma
  • Anorgazmi (boşalamama)
  • Cinsel kimlik çatışması

Hipnofertilite (Tüp Bebek Destek)

Fertilite, kadınların gebe kalabilme, doğurabilme ve bebek sahibi olabilme özelliğidir. Kadınların doğurganlık özelliği ergenlik ile başlar menapoz dönemine kadar devam eder.

Kız çocuklarının yumurta rezervleri anne karnındayken en üst seviyededir. Doğum sırasında rezervin büyük bir kısmını kaybederler. Ergenlik başladığı andan itibaren ayda bir (nadiren birden fazla) yumurta üreterek menapoza kadar rezervlerini tüketirler.

Düzenli adet gören bir kişi yumurtlama gününü hesaplayarak yüksek olasılıkla altı ay içinde gebe kalabilir. Ancak çocuk sahibi olmaya karar verildiğinde eşler stres yaşamaya başlar ve deneme ayları ilerledikçe daha çok endişe duymaya başlarlar. Bir yılı aşan sürelerde fertilite sorunu gündeme gelebilir. Fertilite sorunu çiftler için önemli bir stres kaynağıdır. Stresin de fertiliteyi azaltmada önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.

Hipnofertilite destek programının kullanılması kadına sistematik, bütüncül ve bilgiye dayalı yaklaşılmasını sağlar. Programın, kadının stresini azaltmada, gebelik sonuçlarını artırmada ve hemşireye olan güven ve bakış açısını değiştirmede etkili olduğu düşünülmektedir.

Hipnofertilitenin temelini “HypnoBirthing” felsefesi oluşturmaktadır. “HypnoBirthing” kadını fiziksel ve psikolojik olarak doğuma hazırlayan HypnoBirthing Enstitüsü’nün kurucusu Marie F. Mongan tarafından geliştirilen bir doğum tekniği ve felsefesidir. Temel ilkesi çocuk doğurmanın kadınlar için normal, doğal ve sağlıklı bir işlev olduğudur. Doğum öncesi dönemde verilen eğitimle doğumda kadının kendi kendine hipnoz uygulayarak korkularından arınmasını ve gevşemesini sağlamayı hedefler (Mongan, 2012). HipnoBirthing felsefesinden yola çıkarak fertilite problemi yaşayan çiftlerde kullanımını sağlamak için HypnoBirthing Enstitüsü eğitmeni Sherry Gilbert tarafından 2013 yılında “Hipnofertilite Destek Programı” oluşturulmuştur. Temel ilkesi, doğurganlığın doğal bir işlev olduğudur (Gilbert, 2013). Program, güçlü ve etkili zihin-beden etkileşimine dayanmaktadır. Zihin bilinçli yada bilinçsiz, küçüklüğümüzden bu yana tüm deneyimlerimizi ve dışarıdan alınan mesajları kaydetmektedir. Zihin işlevsel olarak bilinç, bilinçaltı ve eleştirel faktörden oluşmaktadır.

Hipnoz ile Diyet Destek

Kilo kontrolü sadece diyetten ibaret değildir. Hedef kilonuza ulaşacak ve o kiloda kalacak şekilde bir yaşam tarzı edinmekle de alakalıdır. Kişinin kilolu olmasına neden olan ve derinlerde bir yerlerde yatan duygusal sebeplerin de hipnoz yardımıyla ele alınması, en az diyet ve egzersiz kadar önemlidir.  Hem zihinsel hem de bedensel olarak kendinizi daima iyi hissedeceğiniz sağlıklı ve eğlenceli bir yaşam tarzı edindiğinizde, doğal yaşam akışınız zaten ideal kilonuzda kalmanızı sağlayacaktır. Kilo almanıza, aşırı ve/veya sağlıksız yemek alışkanlıklarına sahip olmanıza neden olan tüm bilinçaltı unsurlar hipnoz seanslarında teker teker ele alınıp revize edilir ve kişiye yeni alışkanlıklar, yeni içgüdüler ve hedefe yönelik bilinçaltı güdülenme kazandırılır. Böylece kilo vermek hem zevkli, hem kolay, hem de doğal olmaktadır. Fazla kilolardan sağlıklı bir yol izleyerek kurtulmak çoğu insan için pek de kısa vadeli bir süreç olmasa da bu süreci aç kalarak, zorlanarak geçirmek zorunda da değilsiniz.  

Hipnoz; diyetisyen ve egzersiz programınızı tamamlayıcı bir destek terapidir. Hipnoz seanslarında ve sonrasında kişi kendisi de değişim için kendi üstüne düşeni yapmalıdır. Siz istemezseniz hipnoterapist istemediğiniz bir şeyi hipnozla da olsa size zorla yaptıramaz. Ev ödevlerini eksiksiz yapma konusunda titiz olmalı ve belirtilen sayıda seansa devam konusunda da titiz ve istikrarlı olmalıdır. Ama unutmayın ki kilo vermek -hipnozla da olsa- kısa vadeli bir süreç değildir. Hipnozla kilo vermedeki ana amaç “hız” değildir. Bunun bilincinde olmak önemlidir. Bu çalışma, kilo verme sürecinizi sizin için kolaylaştırmaya yarayan, bilinçaltınızda değişim yaratarak sorunun kaynağını hedef alan, yemekten alınan hazzı yeterli düzeye getirerek az yemekle de doyuma ulaşmayı sağlamaya yarayan bir uygulama sürecidir. Hipnozla Kilo Verme Programı’nın amacı kilo verme sürecini sizin için kolaylaştırmak, kilo verme konusunda sizi bilinçaltı düzeyde desteklemek ve bilinçaltınızda (sorunun kaynağında) önemli değişimler gerçekleştirip, ideal kilonuza ulaşma ve onu muhafaza etme konusunda sizi bilinçaltı düzeyde motive etmek, ideal kilonuza ulaşma konusunda sizi bu hedefinize ulaşmaktan alıkoyan bilinçaltı dirençlerini gidermektir. Hipnozla Kilo Verme Programı, ideal kilo hedefinize aç kalmadan, kolay ve zevkli bir şekilde ulaşmanızı sağlar. Bu süreçte yeni bir bilinçaltı benlik imajı oluşturularak özgüven ve özsaygı güçlendirilir.

Kilo probleminizin hormonal/fizyolojik bir kaynağı olup olmadığına emin olmak için önce bir tıp hekimine başvurmalısınız. Fazla kiloya neden olan fizyolojik bir probleminiz olmadığından emin olduktan sonra doktorunuzun da izniyle hipnoz desteği alabilirsiniz.

Doğumda Yeni Trend (HypnoBirthing) Hipnozla Normal Doğum

Anne adaylarının normal doğumdan korktukları için sezaryen ameliyatına yönelmeleri, bu tür korkulardan arınma tekniklerinin gelişmesini ve HypnoBirthing kavramının ortaya çıkmasını sağladı.

HypnoBirthing; anne adayının doğumda otohipnoz tekniğiyle kendini rahatlatarak korkularından arınmasını ve ağrısız bir doğum yapmasını hedefleyen bir doğum felsefesidir.
 

Anne adaylarının, anlatılan korkutucu hikayeler, bilgisizlik ve kötü tecrübeler nedeniyle normal doğumdan korkmalarına, bu nedenle kendi istekleri ile sezaryene yöneldiklerine tanık oldum. Türkiye’de de sezaryenle doğum oranlarının Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği yüzdenin oldukça üzerinde olmasının nedenlerinden birinin bu korku olduğunu farkettim. Toplumun doğaya aykırı olan sezaryen ameliyatına yakınlık duymasının, doğallıktan uzak, bedeninin gerçek gücünü gözardı ederek teknolojiye sığınmasının yanlışlığını algıladım. Bedenimizin hakettiği güveni, saygıyı, içsel dinginliğini yeniden kazanması gerektiğine inanıp “HypnoBirthing Eğitmenliği” diploması aldım.

Hipnozun doğumda ne gibi yararları var?

Hipnoz, konsantrasyon ve bedensel gevşemenin doğal olarak ortaya çıkardığı, bilinçaltımıza yeni bilgi ve önerilerin aktarıldığı fiziksel ve zihinsel bir durumdur.

HypnoBirthing ile doğumda yaşayacaklarınız uyanıkken hayal kurmaya, düşler alemine dalmaya, kitap okurken kitaptaki olaylara kendini kaptırmaya, çevredeki rahatsız edici faktörleri duyumsamamaya benzer. Anne adayı kendini iyi hisseder ve çevresindekilere cevap verebilir. Doğum sancısını ağrı olarak hissetmez ve şiddetini de kendisi ayarlayabilir. Doğumunu; ağrıyı meydana getirip artmasına da neden olan korku ve gerginlikten uzak sakin ve huzurlu bir ortamda yaşar. Beden, ağrıya neden olan stres hormonlarının yerine, doğal anestetik etki gösteren endorfinleri salgılar. Doğum anı geldiğinde “uyanık ve katılımcı" bebeğine yardımcı, rahat ve sakin bir anne olur.

Anne adayları HypnoBirthing’de ne gibi avantajlar görüyor?

  • Doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında korku nedeniyle gerginlik sonucu ağrı duyma yaşanmaz. 
  • Kimyasal ağrı kesicilere çok az miktarda veya hiç ihtiyaç duyulmaz. Anne ve bebek daha uyanık olur. 
  • Doğumun birinci fazı (açılma fazı) birkaç saat kısalır. Böylece doğumun toplam süresi kısalır. 
  • Sancı sırasında yorulma önlenildiğinden asıl doğum anı için gerekli olan enerji, uyanıklık ve tazelik sağlanır. 
  • Kısa ve sık nefes alımı sonucu annede oluşabilecek, bebeğe de zararlı olan hiperventilasyon önlenir. Bunun sonucunda bebeğin kalp hızında oksijen eksikliği nedeniyle bir sorun oluşmaz. 
  • Anne-bebek-doğum eşi (partneri) arasındaki ilişkiyi güçlendirir. 
  • Doğum sonrası nekahat dönemi daha kısa sürer, toparlanma daha hızlı gerçekleşir. 
  • Doğum doğanın öngördüğü gibi yine doğal, güzel, sakin ve kutlanılması gereken bir eyleme dönüşür. 
  • Anne adayının eşi doğuma aktif katılıp anneye yardımcı olabilir. 
  • Bu eğitimle anne adayları neler öğreniyor? 
  • Korku nedenli gerilimin yerine güvende hissetmeyi öğreniyor. Sakinleşmenize destek olacak gevşeme ve kendi kendini hipnoz tekniği ile bunu yapabiliyor. 
  • Daha kısa süreli rahat bir doğum için çeşitli teknikleri dinliyor. 
  • Doğal ağrı kesicisi olan endorfin salgılıyor. 
  • Kadın bedeninin doğum için ideal şekilde biçimlendirilmiş olduğunu görüyor. 
  • Normal doğumun sancılı olması gerektiğine dair yanlış inancın nereden kaynaklandığını öğreniyor. 
  • Başka kültürlerdeki birçok kadının neden çok az ağrılı, hatta ağrısız sorunsuz doğal doğum yapabildiklerini öğreniyor. 
  • Sancılar sırasında yapılması gereken gevşeme tekniklerini yapabiliyor.

Bu eğitimi vermemdeki amaçlar nelerdir? 

Benim HypnoBirthing’e başlama nedenim; doğuma annelere de sorumluluk veren, doğal ve sakin bir yaklaşım olmasıdır. Hamilelik ve doğum hakkında anneyi doğru bilgilendirir, sonuçta da insanın bildiği bir şeyden korkmaması gerektiğini öğretir. Şartlar uygun ise doğal bir doğum yapmanın yararlarını artık sadece biz Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları kabul etmiyoruz. Bebeklerin doğum öncesi psikolojilerinin onları doğduktan sonra da etkilediğine dair gözlemlerin artması, psikolog ve psikyatrları da elverişli şartlarda çocukların normal yoldan, gelecekleri zamana kendileri karar vererek doğmaları gerektiğine inandırmıştır. Bu eğitime anne adayının baba ile beraber katılması önemlidir. Baba, anne adayının doğum eşi olup onu doğum süresince destekler, yönlendirir ve bakımını sağlar. Bazen babalar buna dayanamayacaklarını veya ellerinin, ayaklarının dolanacaklarını ifade ederler. İşte o zaman anne isterse kendine başka bir doğum eşi seçebilir. Bu bazen en yakın kız arkadaşı, bazen kız kardeş veya abla, bazen de doğum koçu olur.

Hipnoterapi Hakkında

Hipnoz, dikkatin yoğunlaştığı ve telkin alma yeteneğinin arttığı, uyku ile uyanıklık arası bir bilinç hâlidir. Hipnozda kişinin dirençlerinin birçoğu ortadan kalkar ve kişi değişime açık bir döneme girer.

Zihnimiz, aldığı bilgileri hem bilinçli hem de bilinçaltı olarak işlemektedir. Bilinç, zihnin mantık yürüten, kavrayan, eleştiren, yargılayan kısmıdır. Bilinçaltımız ise beynimizin farkında olmadığımız yanıdır. Bütün istemsiz, otomatik beden fonksiyonlarını kontrol etmenin yanında, tüm deneyimlerimizi, hatıralarımızı depolar, bağışıklık sistemimizi, hormon sistemimizi kontrol eder. Zihnimizin bu derindeki kısmı aynı zamanda sezgilerimiz, tutumlarımız, kendimiz hakkındaki düşüncelerimiz ve alışkanlıklarımızdan da sorumludur. Bilinçaltı, bilinçli zihnin aksine sorgulamaz, eleştirmez, telkinleri veya imgelem yoluyla hayal ettiğini kolayca kabul eder. Bilinçaltının en temel görevi bizi hayatta tutmak ve mutlu etmektir.

Aslında her şey bilinçaltımızdaki düşüncelerimizin, inançlarımızın, duygularımızın yansımasıdır. Birçoğumuz hep aynı hataları yapar ve hep aynı sorunları yaşarız. Çünkü beynin bilinçli kısmı tekrarlanan hataların farkında olsa da, bilinçaltı farklı düşünmekte, hissetmektedir. Bilinçli aklımız, sağlığımız için zayıflamamız gerektiğini söyler. Fakat bilinçaltı, yemek yemenin rahatlattığını, stresi azalttığına inanıyorsa kilo vermek zorlaşır veya kilo verip, tekrar alırız. Çünkü gerçek şef bilinçaltıdır. Terapi ancak bilinçaltını ikna ederek, inançlarını değiştirerek gerçekleşir. Dış şartları değiştirmek yerine içimizdeki inançları değiştirmek zorundayız. Hipnoz, bilinçaltına açılan kapıdır. Hipnoterapi ile bilinçaltı düşünce, inanç ve duygular yeniden düzenlenerek terapi gerçekleşir.

Zihnimizi bir buzdağına benzetebiliriz. Görünen bilinçli zihin bu dağın % 1-10’u kadardır. Suyun altında kalan % 90’ı ise bilinçaltıdır. Bilinçli zihin daha eleştireldir yani problem çözerken daha çok analiz yapmaya meyillidir. Bu da bazen karasızlığa ve harekete geçmekte zorluklara neden olabilir. Hipnoz altında bilincin bu analiz yeteneğinden kurtulan bilinçaltı zihin, telkin almaya daha hazır hâle gelir ve terapi gerçekleşir. Napoleon Hill’in söylediği gibi: “Aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir.” Ya da “Bilinçli aklımızın kavrayıp, bilinçaltımızın inandığı gerçekleşir” demek daha doğru olabilir. Bu bizim bilinçaltımızın gücüdür. Bilinçaltına yerleşmiş gerçeklerimizi sıkça tekrarlanan sözler yaratır.

Hipnoz garip veya esrarengiz bir olay değildir. Aslında hipnoz hâllerini bazen gün içinde de yaşarız ancak bunun hipnoz olduğunu bilmeyiz. Örneğin, arabayla giderken daldığınız ve eve vardığınızda hangi yollardan geçtiğinizi hatırlamadığınızda ya da önemli bir işiniz için yatmadan önce sabahın beşinde kalkmanız gerektiğini düşünüp, tam o saatte kendiliğinden uyandığınızda aslında hipnoz, trans durumu yaşarsınız. Çocuklar da hipnoz olur. Oyuncaklarıyla oynamaya dalmış bir çocuk seslendiğinizde sizi duymuyorsa hipnozdadır. Bu yüzden dikkatimizi bir şeye yönlendirdiğimizde, bilincimiz değişmekte ve hipnoz oluşmaktadır. Bu hipnoz halini kullanarak bilinçaltına inebilir, bizi rahatsız eden düşünce ve duygulardan arınabilir, kötü alışkanlıklarımızdan sonsuza kadar kurtulabiliriz.

İngiliz Tıp Birliği 1953, Amerikan Tıp Birliği 1958 yılında hipnoterapiyi  bir psikoterapi yöntemi olarak kabul etmişlerdir.

Hipnoterapiden Yararlandığımız Alanlar

  • Hipnoz ile Doğum Programı (Hypnobirthing)
  • Hipnoz ile Tüp Bebek Destek Programı (Hipnofertilite)
  • Hipnoz ile Diyet Destek Programı
  • Hipnoz ile Kadın ve Erkeklerde Cinsel Terapi Programı
  • Hipnoz ile Evlilik ve Çift Terapisi
  • Fobiler (Kedi-Köpek- Uçak-Asansör vb.)
  • Panik atak
  • Regresyon hipnoterapisi (Geçmişin temizlenmesi)